Seyahate çıkacak anne adayları dikkatli olmalı

Hamilelik döneminde sıklıkla karşılaşılan rahatsızlıklardan bir tanesi de, özellikle bacaklarda derindeki toplardamarların tıkanmasıyla ortaya çıkan Derin Ven Trombozu olarak bilinen hastalıktır. Derin Ven Trombozu’nun hamilelerde normal popülasyona göre 4-6 kat daha sık görülüyor.

Maçka e-LAB Medikal Direktörü Dr. Aytaç Keskineğe’nin verdiği bilgilere göre; günün herhangi bir saatinde aç veya tok karnına yapılan kan testi ile hastalıkla ilgili risk taşıyıp taşınmadığını öğrenmek mümkün oluyor. Hamilelik dönemi boyunca doğum yaklaştıkça özellikle altıncı aydan sonra hastalığın ve hastalığa bağlı emboli (pıhtı atması) gibi komplikasyonların görülme ihtimali de giderek artmaktadır.

Hareketsiz kalmayın
Özellikle seyahate çıkacak anne adaylarında, yolculuk süresince uzun süre hareketsiz kalınacağı için derin ven trombozuna bağlı komplikasyonların görülme oranının artıyor. Hamileliğin herhangi bir döneminde yapılan tarama testiyle (Aktive Protein C rezistansı APCT), damarlarında tıkanıklığın ortaya çıkma ihtimali daha yüksek olan kişileri saptamak mümkün olmaktadır. APC rezistansı tarama testi olarak son derece hassas bir yöntemdir. Gen seviyesinde bozukluk olan vakaların yüzde 65′ini APC rezistansı testi ile saptamak mümkündür. APC rezistansı testi, özel bir koşul gerektirmemekte, günün herhangi bir saatinde aç veya tok karnına verilen kan örneğinden çalışılabilmektedir. Yalnızca 1 kez yaptırılması yeterlidir.

Gebelik, Kadınca kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Anne adayları çay ve kahveden uzak durmalı

Anne adaylarının, bol şekerli çay ya da kahveden uzak durmaları gerekiyor. Kahvedeki kafein ve çaydaki telin maddeleri, hamile olsun ya da olmasın çarpıntıya neden oluyor. Eğer çok fazla kahve ya da çay içiyorsanız, bunları olabildiğince azaltmaya çalışın ve günde 1-2 bardak, tok karnına içmeye özen gösterin. Çünkü aç karnına içilen çay ve kahve, mide bulantısına sebep olabiliyor. Ayrıca, çayı mümkün olduğunca açık ve kahveyi de kafeinsiz olanından tercih etmeniz iyi olur. Bu arada, bol bol su ya da taze sıkılmış meyve suları içmek, anne adayları için her zaman daha sağlıklıdır.

Doğumdan sonra, meme enfeksiyonlarında tedavi
Meme enfeksiyonları, genelde doğumdan 2 ya da 6 hafta sonra ortaya çıkar. Emzirme öncesi elleri iyice yıkamamak, aşırı yorgunluk ve uykusuzluk, her emzirmede her 2 memeyi birden vermemek, bebeğin yanlış pozisyonda tutulması, aşırı süt dolgunluğu, temiz olmayan pompa kullanımı, bir süt kanalının tıkanması, enfeksiyona neden olabilir.

Şikayetler nasıl gelişir?
Enfeksiyona eşlik eden bulgular, baş ağrısı, ağrılı meme dolgunluğu, memenin bir bölgesinde şişlik, kızarıklık, sıcaklık, hassasiyet, yüksek ateş ve kırgınlıktır. Meme iltihabı, antibiyotikler ve ağrı kesicilerle 36-48 saat içinde emzirmeyi kesmeden kolayca iyileşebilmesine rağmen, apsenin cerrahi müdahaleyle boşaltılması ve emzirmeye bir süre ara verilmesi gerekir. Eğer meme iltihabı ilerlerse, her zamankinden daha çok dinlenin ve uyumaya çalışın. Doktorunuzun size önerdiği, emzirmeyle birlikte kullanabileceğiniz antibiyotik ve ağrı kesiciye başlayın. İltihaplı olan memeye, sıcak havlu ile kompres yapabilirsiniz. Bunun dışında, göğsünüzü iyi destekleyen bir sutyen takın ve bol miktarda sıvı alın. Emzirmeyi ise doktorunuz söylemedikçe asla kesmeyin.

Gebelik, Kadınca kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gebelikte yaşanan siyatik için çareler

Hamileliğin ikinci ve üçüncü 3 aylık dönemlerinde bebeğin pelvik kemiğine yaptığı baskı, siyatik sinirini sıkıştırabilir. Bunun sonucu olarak, sırttan kalça ve bacaklara kadar uzanan keskin bir ağrı duyulabilir.

Peki böyle bir ağrıyla karşılaştığınızda ne yapmalısınız? Öncelikle dik ve doğru duruşu öğrenmeniz gerekir. Omuzlarınızı geri atıp, sırtınızı gererek yürümek, ağrılarınızı azaltır. Ağır şeyler kaldırırken, belinizden eğilmeden, dizlerinizi bükerek yere çömelmeniz ve doğrulmanız daha doğru olur. Otururken sırtınızı bir yastıkla desteklemek ve uzun süre ayakta kalmamak, sıkıntılarınızı azaltır. Daha şiddetli sancılarda da, durumunuza uygun bel korseleri kullanabilirsiniz

Gebelik, Kadınca kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Balık yağı sevmeyenler için yeni bir çözüm

Hamile kadınlar, büyüme çağındaki çocuklar ve kalp rahatsızlığı riski olanlara tavsiye edilen balık yağı, çoğunlukla tadı ve kokusu nedeniyle rahat kullanılamıyor. Midede çözüldüğünde hoşa gitmeyen bir koku oluştuğundan çoğu kişi balık yağını kullanamıyor.

ABD’den Türkiye’ye gelen vitamin markası ‘NOW PRE OMEGA Balık Yağı, midede değil, bağırsakta çözülerek, olumsuz bir koku ya da tat hissetme ihtimalini azaltıyor.

Sağlık kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kısırlık ve tüp bebek

Evli çiftlerin, kadının düzenli adet görmesine ve düzenli cinsel ilişkiye girmelerine (haftada 2-3 kez) rağmen bir yıl içinde gebe kalamama durumlarında infertilite (kısırlık) söz konusudur. Fakat bu kavramı herkes için aynı tutmak mümkün değildir. Örneğin daha önce üreme organlarından (rahim, yumurtalık, tüpler gibi) rahatsızlanan veya ameliyat olan kadınlar ile ileri yaşta evlenmiş çiftler için ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.

İnfertilite’nin (kısırlık) sebepleri nelerdir?
Sebepleri erkek, kadın ve bilinmeyen diye üçe ayırabiliriz.

Erkeğe bağlı sebepler

- Sperm sayısının, hareketinin, normal oranının bir veya birkaçının düşük olması
- Azospermi (semende hiç sperm bulunmaması)
- Ejekülasyon (boşalma) problemleri
- İnfeksiyon
- Küçük yaşta geçirilmiş ateşli hastalıklar
- Genetik problemler
- Varikosel

Kadına bağlı sebepler

- Tüplerin tıkalı olması
- Yumurtlama problemleri (Hormonal, operasyona bağlı gibi.)
- Rahimin iç yapısı ile ilgili problemler
- Rahimin ağzı ile ilgili problemler
- Endometriosis
- Karın içini kaplayan zara (Periton) ait problemler
- Kadının yaşı

Bilinmeyen sebepler

Gebe kalamama nedeniyle doktora başvuran çiftlerin % 10 – 15 ‘inde yapılan tetkikler sonucunda hiçbir sebep bulunamamıştır.

Teşhis yöntemleri nelerdir?

Spermin tetkik edilmesi (Spermogram): Spermin iyi bir merkezde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yanlış değerlendirilmiş sperm nedeniyle vakit kaybeden çiftlerin sayısı maalesef az değildir.

Mümkünse bir tüp bebek merkezinde bu işlemin yapılması uygundur. Son ilişkiden 3 veya 5 gün sonra doğru bir şekilde (Sabun kullanılmaması gibi.) verilen sperm idealdir. Bazı durumlarda bir iki hafta ara ile tekrarlanması gerekir. İyi değerlendirilmiş bir sperm tedavinin yönlendirilmesini sağlar.Gerekli görülürse hormon ve kültür testleri istenir.

Hiç sperm görülemediği durumlarda hastaya ileri tetkikler yapılır.Bunların sonucunda sperm üretiminin var olduğunun tespiti amacıyla testis biopsisi yapılabilir.Spermin dışarı gelmesini sağlayan kanallarla ilgili problemlerde ise spermin toplandığı yerden yapılan aspirasyon ile sperm elde edilebilir.

Genetik inceleme:
Bazı durumlarda erkekte genetik tahlil yapılması gerekir.

Rahim kanallarını ve rahimin içini gösteren röntgen filmi (Histerosalpingografi):
Halk arasında ilaçlı rahim filmi olarak bilinen bu yöntem en sık kullandığımız yöntemdir.Tüplerin açık veya kapalı , rahimin içinde bir düzensizliğin var olup olmadığının belirlenmesi ,rahmin şekil bozukluklarını anlamak amacıyla kullanılan bir yöntemdir.

Laparoskopi (Karın içinin ışıklı bir boru sayesinde incelenmesi):
Bu yöntem karın içinin durumu , tüplerin açık olup olmadığı , yumurtalık ve tüp komşuluğunun durumunun tespit edilmesi ve yapışıklıklar , endometriosis gibi durumlarda ise aynı seansta tedavi yapma amacıyla kullanılır.

Histereskopi (Rahim içinin ışıklı bir boru sayesinde incelenmesi):
Rahim ağzından rahim boşluğuna sokulan bir ışıklı boru ile rahim içi incelenir.Rahim içindeki şekil bozuklukları , yapışıklıklar , polip ve myom gibi oluşumlar teşhis ve tedavi edilebilirler.

Hormonal tetkikler:
Adetin 2. veya 3. günü yapılan bazı hormon tetkikleri teşhis ve tedavinin yönlendirilmesi ve düzenlenmesi için gereklidir.Tiroid bezinin çalışması incelenebilir.Göğüsten süt gelmesine sebep olan prolaktin hormonu düzeyi belirlenebilir. Bazı durumlarda daha başka hormonal testlere ihtiyaç duyulabilir.

Kültür antibiyogram:
İnfeksiyon durumlarında tedavisi gereklidir.

Ultrasonografik inceleme:
Kadına yapılacak ultrasonografi ile yumurtalıklarının durumunu saptamak , rahim içi tabakasını değerlendirmek mümkündür.

Tüm teşhis yöntemlerinin sonuçlarının ışığında çift için en uygun tedavi aşamaları ve bunların nasıl gerçekleştireleceği saptanır.

Tedavi yöntemleri nelerdir?
Teşhis sonucunda bazen bir tek tedavi bazen de birkaç tedavinin aşamalarla uygulanması söz konusu olabilir.Yardımla Üreme Tedavi yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz;

Aşılama IVF- ICSI (Tüp Bebek)

Aşılama (Inseminasyon = Rahim içine kocanın sperminin verilmesi) nedir?
Kadında yumurtlamanın takibi, yumurtlamanın sağlanması ve yumurtlama gününde kocasından alınan spermin özel bir yöntemle yıkanıp iyi hareket eden spermlerin bir kanülle rahiminin içine verilmesidir. Bu yöntemin uygulanabilmesi için spermin bu işleme yeterli sayı ve hareketlilikte olması, tüplerin açık olması ve yumurtlamanın var olması gerekir. Sperm rahim içine verilerek rahim ağzı engelini aşması sağlanır. Spermin yumurtayı bulup döllemesi ve oluşan embriyo (Çocuğu meydana getirecek hücre)’nun rahim içine yuvalanması doğal yollarla gerçekleşir. Bu yöntemle gebelik oranı % 10-15 civarındadır. Çiftlerin durumuna göre belirlenecek aşılama sayısında gebelik elde edilememişse ileri tedavilere geçilmelidir.

IVF (Tüp Bebek) nedir?
Kelime anlamı döllenmenin vücut dışında (İn Vitro Fertilizasyon) gerçekleştirilmesidir. Bu yöntemde yumurtanın yanına belli sayıda sperm konur ve yumurtanın içine kendi kendine girerek döllenmeyi gerçekleştirmesi beklenir.IVF uygulanabilmesi için yeterli kalitede sperm ve yumurta bulunmalıdır . Aksi taktirde ICSI uygulanmasına karar verilmelidir. Son zamanlarda daha yüksek döllenme elde etmek amacıyla tüm vakalara ICSI uygulaması yapılmaktadır.Bizim tercihimiz IVF ‘ e karar verilen çiftlerde yumurta sayısı yeterli ise yarı yarıya IVF, ICSI uygulamaktır.

ICSI (Mikroinjeksiyon) nedir?

Spermin yumurtanın içine girip, döllenmeyi gerçekleştiremeyeceğine karar verilen durumlarda uygulanır. Yumurta toplandıktan bir süre sonra dışındaki hücrelerden temizlenir. Hazırlanan spermden bu işlem için özel olarak tasarlanmış mikropipetler yardımı ile seçilen tek bir sperm yumurtanın içine enjekte edilir. Sperm yapımının var olduğu fakat dışarıya gelmediği durumlarda ICSI için kullanılacak olan spermin elde ediliş yerine göre işleme TESA veya TESE adı verilir.

TESA (Testiküler Sperm Aspirasyonu) Nedir?
Spermleri testislerden dışarıya getiren kanalların tıkalı veya doğuştan olmaması halinde sperm elde etmek için kullanılan yöntemdir. Epididim denilen spermin toplandığı yerden iğne biyopsisi şeklinde elde edilir.

TESE (Testiküler Sperm Ekstraksiyonu) nedir?
Açık biyopsi ile alınan testis dokularının içerisinde sperm aranmasıdır.

Tedavide kullanılan ilaçlar nelerdir?
Tedavinin çeşitli aşamaları olup bu dönemlerde farklı ilaçlar kullanılmaktadır.

Baskılama tedavisinde kullanılanlar:
Lucrin, Suprefact, Suprecur, Decapeptyl.

Yan etkileri: Tüm tedavi boyunca kesilmeden kullanılır. Sıcak basması,terleme,sıkıntı hissi gibi etkileri görülebilir.Bunların hepsi geçicidir.

Stimülasyon Tedavisinde kullanılanlar:
Sadece FSH içerenler: Metrodin, Follegon, Gonal F, Puregon.

FSH ve LH içerenler: Pergonal, Humegon, Menogon.

Yan etkileri: Tek tek veya kombine olarak kullanılabilir. Başağrısı , memelerde hassasiyet yorgunluk yapabilir. Bunların hepsi geçici olup uzak dönemde de kanser yapıcı etkileri yoktur.

Yumurtanın olgunlaşması için gereken ilaçlar: Profasi 5000, Pregnyl 5000, Choragon 5000.

Yan Etkileri: Yan etkisi yoktur

Yumurta Toplama Aşamasından sonra kullanılan ilaçlar: Progestan capsül.

Yan etkileri: Kullanımına yumurta toplama işleminde başlanır ve gebelik testine kadar devam eder. Gebelik oluşursa ilk üç ay zarfında kullanılır. Memelerde hassasiyet yapar.

İlaçları kullanırken bunların dışında farklı bir durumla karşılaştığınızda lütfen sormaktan çekinmeyiniz. İlaçların son kullanma tarihini kontrol ediniz.

Tedaviye nasıl başlanır?
IVF veya ICSI programına girecek çiftlerin hazırlıkları yapıldıktan sonra çok sayıda yumurta elde etmek için özel tedaviler uygulanır. Tedavi devam ederken röntgen ışınlarından uzak durmak ve asla sigara içmemek gerekmektir.Çiftlerin değerlendirilmesi esnasında bu tedavinin hangi protokol ile yapılacağı belirlenir. Genellikle tercih edilen uzun protokol adı verilen ve bir adetin 21. günü başlayan tedavi yöntemidir. Adetin 21. günü yapılan ultrasonografi sonrası herhangi bir problem yoksa baskılayıcı tedaviye (Down Regülasyon) başlanır. Kısa protokol adını verdiğimiz diğer bir yöntem ise adetle beraber baskılayıcı ve çok sayıda yumurta üretici tedavinin birlikte başlatılmasıdır.

Baskılayıcı ilaçların etkisi ile hipofizden FSH ve LH hormonlarının salgılanması durdurulur. Bu sayede vücudun tek yumurta üretmesi engellenir. Bu etkinin tüm tedavi süresince devam edebilmesi için ilacın düzenli ve ara vermeden kullanılması gerekir.Yaklaşık 12- 14 gün sonunda adet başlayınca ilacın yeterli etkiyi yapıp yapmadığının belirlenmesi amacıyla ultrasonografi ve kanda E 2 hormonu tayini yapılır.

Ultrasonografide yumurtalıklarda herhangi bir kistin olup olmadığı, rahim içi tabakası kalınlığı tespit edilir.Ultrason kontrolünde ve E 2 ölçümünde bir problem yoksa çok sayıda yumurta meydana getirecek tedaviye (Stimülasyon) başlanır. Bu tedavi için uygulanacak ilacın seçimi, dozu hastanın yaşına, varsa daha önceki tedavide ürettiği yumurta sayısına, yumurtalıkların ultrason bulgularına göre ayarlanır. Kalçadan günlük dozlar halinde yapılan iğnelerle beraber baskılayıcı tedavide devam edilir. Bu tedaviye başlandıktan sonraki 4. veya 5. gün ultrasonografi kontrolüne çağırılır.

Bu ultrasonografi kontrolünde yumurta gelişimi yeterli ise doz aynı kalır, yetersiz ise doz artırılır,fazla ise doz azalır. Daha sonraki kontroller günaşırı veya hergün olmak üzere devam eder. Yumurtalar belli büyüklüğe ulaşıncaya kadar iğnelere devam edilir. İğnelerin yanlış uygulanması veya eksik alınması halinde beklenilen cevap alınamayacak ve tedavi iptal edilebilecektir. Yumurtalar belli büyüklüğe ulaşınca yumurta olgunlaştırıcı iğne yapılır.

Bu ilacın saati çok önemli olup yumurta toplama işlemi bu iğneden yaklaşık 35,5 saat sonra yapılır.İğnenin yanlış saatte yapılması veya hiç yapılmaması yumurta toplama işlemini imkansız kılacağı için tedavinin en önemli aşamalarından biridir. Bu iğne ile birlikte diğer kullanılan iğnelerede son verilir. Ertesi gün istirahatle geçirilir.Eşinizin cinsel ilişkisiz olacağı süre daha önceden size bildirilecektir.Bir sonraki gün ise yumurta toplama gerçekleşir.

Tedavinin iptal nedenleri nelerdir?
Belirlenen ilaç dozuna rağmen beklenen yumurta gelişiminin yeterli olmadığı durumlarda tedavi iptal edilir. Beklenen yumurta gelişimi herkese göre değişik olacaktır. Yapılacak toplantıda sonraki tedavinin nasıl olacağı kararlaştırılır. Tedavi protokolü veya ilaç dozu değiştirilir. Gereğinden fazla cevap alınmışsa (Hiperstimülasyon) bazen kişinin sağlığı için tedavi kesmek doğru olacaktır.

Yumurta toplama işlemi (Egg Collection) nasıldır?
Yumurta toplama işlemi stand by adı verilen hafif anestezi altında yapılır.Hasta aç olarak hastaneye gelmelidir.Ultrason probunun ucuna yerleştirilen özel bir alet içinden geçirilen iğne, yumurtalıklardaki her bir folliküle (içinde yumurayı barındıran içi sıvı dolu boşluklar) batırılarak, içindeki sıvı tüplere alınır. Aynı anda embriyolog tarafından değerlendirileren bu sıvının içinde yumurta olup olmadığına bakılır.Tüm folliküller boşaltılarak yumurta toplama işlemi sona erdirilir.

Folliküllerin yaklaşık % 90′ ından yumurta elde edilir. Bazen ultrasonografi ile görülen follikül sayısı kadar yumurta çıkmayabilir. Bazıları boş, bazıları ise henüz olgunlaşmamış olabilir. Yumurta toplama işleminden sonra bir süre uyku hali görülebilir. İki saat sonra gıda alınabilir. Aynı gün eşinizden de sperm alınacaktır.

Bir problem olmadığı taktirde bugünden itibaren kullanacağınız ilaçlarınız size söylenecek ve evinize taburcu edileceksiniz. Eve gittiğinizde karın ağrısı hissedebilirsiniz.Alabileceğiniz ağrı kesici size söylenecektir. Hafif bir vajinal kanama olabilir ve bir iki gün devam edebilir.

Embriyo oluşturma nasıl olur?
Yumurtalar toplandıktan sonra erkekten sperm alınır. Sperm ve yumurta laboratuarda hazırlanır. IVF ve ICSI için ayrı işlemler uygulanır. Bir gün sonra döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmediği kontrol edilir. Yumurtaların döllenme oranı üzerinde,gebe kalamama sebebinin çok büyük etkisi vardır . Fakat yaklaşık yumurtaların % 80 ‘inde döllenme olur. Bir sonraki gün döllenmiş olan yumurtaların bölünmeleri izlenir. Vakaların durumuna göre 2. 3. veya 5. gün transfer yapılır.

Asisted hatching nedir?
Yumurta zarının kalın olduğu veya ileri kadın yaşı vakalarında bazı embriyolarının zarının çeşitli yöntemler kullanarak inceltilmesi veya açılmasıdır. Bu işlem laser vasıtasıyla , kimyasal maddelerle veya mekanik olarak yapılabilir.

Embriyo transferi nasıl gerçekleşir?
Embriyo transferinin hangi gün ve saatte yapılacağı hastaya bildirilir.Embriyo transferi jinekolojik muayene gibi ağrısız bir işlemdir.Özel kateterlerle embriyolar rahim içine yerleştirilir. Transferden sonra yarım saat istirahat etmek yeterlidir.Bir sonraki gün normal yaşantınıza devam edebilirsiniz. Sadece ağır ve zorlayıcı hareketlerden sakınmanız uygun olur.

Verilecek embriyo sayısına etki eden pek çok faktör vardır.Sayı belirlenirken sizinle detaylı olarak görüşülecektir.Embriyo sayısının fazla olması çoğul gebelik ihtimalini artırır.Çoğul gebeliklerde komplikasyon oranı tek gebeliklere göre daha fazladır.Üçüz ve daha fazla gebeliklerde redüksiyon uygulaması önerilir.

Embriyo dondurma (embriyo freezing) işlemi nasıldır?
Bazı vakalarda yumurta sayısına da bağlı olarak çok sayıda embriyo gelişir. Transferden sonra elimizde yeterli kalite ve sayıda embriyo kalmış ise embriyo dondurma (Embriyo Freezing) işlemi yapılabilir. Bakanlığın izni dâhilinde 3 yıl saklanabilmektedir. Eşlerden birinin ölümü, boşanma veya eşlerin berberce isteği doğrultusunda imha edilirler.

Dondurulan embriyolar sayesinde çiftler, gebelik olmamışsa veya ikinci bir gebelik isteğinde embriyoları çözülerek tüp bebek girişimi kadar pahalı olmayan bir yöntemle bir gebe kalma şansı daha elde edebilmektedir. Gebe kalma oranı dondurulmuş embriyo transferinde daha düşüktür.

Gebelik olursa
Gebeliğin tespiti için kanda gebelik testi adı verdiğimiz beta hCG ölçümü 12 gün sonra yapılır. Testin pozitif olması gebeliğin var olduğunu gösterir. Gebelik, erken dönemde testten iki hafta sonra ultrasonografik olarak rahim içinde bir kese halinde görülür. Görülmediği takdirde gebelikte bir sorun olabileceği gibi az bir ihtimalde olsa tüpleri açık olan kadınlarda dış gebelik düşünülmelidir. Gebelik keselerinin sayısına göre çoğul olup olmadığı saptanır. Daha sonraki kontrolde kalp atımı görülür.

Gebeliğin ilk üç ayında progesteron takviyesi için kullanılan ilaca devam edilecektir. Düşük yapma oranı doğal yollarla gebe kalan kadınlardan daha farklı olmayıp % 20 civarındadır. Gebelik takibi esnasında genetik danışmanlık önerilir.

Gebelik olmazsa
Bu asla dünyanın sonu değildir. Büyük bir hayal kırıklığı olması doğaldır. Gebelik oluşmadığında bir sonraki tedavinin nasıl ve ne zaman olacağı söylenecektir.Önemli olan sizin için yapılacak tedavilerin tükenmemiş olmasıdır. 2 – 3 ay ara verildikten sonra yeni bir deneme yapılabilir.

Psikolojik destek
Çocuk sahibi olamama çiftlerde hem ailevi hem çevresel baskılara neden olur. Tüp bebek tedavisi esnasında bu psikolojik sorunlar daha da su yüzüne çıkabilir. Psikolojik yardım almaktan çekinmemelisiniz. Eşlerin birbirine desteği de sorunların daha çabuk ve kolay aşılmasını sağlar. Çocuk olmaması asla bir kusur veya eksiklik değildir.Dünyada tek olmadığınız gibi ne ilk ne de son olacaksınız.

Yanlışlar ve doğruları
Tedaviye giren her kadında gebelik olmaz. Her çiftin gebe kalma oranı kadının yaşına, spermin durumuna, oluşan embriyo kalitesine göre farklıdır.

Tedavide kullanılan ilaçlar sonra kansere sebep olmaz. Tüp bebek uygulamalarının başladığı tarihten bugüne kadar yapılan tüm araştırmalarda ilaçların kanser oranını artırmadığı tespit edilmiştir.

İstenilen cinsiyette çocuk yaptıramazsınız. Tıbbi olarak mümkün olmakla beraber etik ve yasal olarak tıbbi bir gereklilik olmadığı sürece tüm dünyada yasaktır.

Tüp bebekle olan çocukların anormal oranı yüksek değildir. Normal yolla olan bebeklerdeki anormal oranı ile aynıdır.

Düşük yapma oranı fazla değildir. Düşük yapma oranı normal yolla oluşmuş gebeliklerle aynıdır. Fakat ağır erkek faktörü olan çiftlerde ve kadın yaşının ileri olduğu durumlarda bu oran artmaktadır.

Gebelik, Kadınca kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kısırlık ve tüp bebek

Evli çiftlerin, kadının düzenli adet görmesine ve düzenli cinsel ilişkiye girmelerine (haftada 2-3 kez) rağmen bir yıl içinde gebe kalamama durumlarında infertilite (kısırlık) söz konusudur. Fakat bu kavramı herkes için aynı tutmak mümkün değildir. Örneğin daha önce üreme organlarından (rahim, yumurtalık, tüpler gibi) rahatsızlanan veya ameliyat olan kadınlar ile ileri yaşta evlenmiş çiftler için ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.

İnfertilite’nin (kısırlık) sebepleri nelerdir?
Sebepleri erkek, kadın ve bilinmeyen diye üçe ayırabiliriz.

Erkeğe bağlı sebepler

- Sperm sayısının, hareketinin, normal oranının bir veya birkaçının düşük olması
- Azospermi (semende hiç sperm bulunmaması)
- Ejekülasyon (boşalma) problemleri
- İnfeksiyon
- Küçük yaşta geçirilmiş ateşli hastalıklar
- Genetik problemler
- Varikosel

Kadına bağlı sebepler

- Tüplerin tıkalı olması
- Yumurtlama problemleri (Hormonal, operasyona bağlı gibi.)
- Rahimin iç yapısı ile ilgili problemler
- Rahimin ağzı ile ilgili problemler
- Endometriosis
- Karın içini kaplayan zara (Periton) ait problemler
- Kadının yaşı

Bilinmeyen sebepler

Gebe kalamama nedeniyle doktora başvuran çiftlerin % 10 – 15 ‘inde yapılan tetkikler sonucunda hiçbir sebep bulunamamıştır.

Teşhis yöntemleri nelerdir?

Spermin tetkik edilmesi (Spermogram): Spermin iyi bir merkezde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yanlış değerlendirilmiş sperm nedeniyle vakit kaybeden çiftlerin sayısı maalesef az değildir.

Mümkünse bir tüp bebek merkezinde bu işlemin yapılması uygundur. Son ilişkiden 3 veya 5 gün sonra doğru bir şekilde (Sabun kullanılmaması gibi.) verilen sperm idealdir. Bazı durumlarda bir iki hafta ara ile tekrarlanması gerekir. İyi değerlendirilmiş bir sperm tedavinin yönlendirilmesini sağlar.Gerekli görülürse hormon ve kültür testleri istenir.

Hiç sperm görülemediği durumlarda hastaya ileri tetkikler yapılır.Bunların sonucunda sperm üretiminin var olduğunun tespiti amacıyla testis biopsisi yapılabilir.Spermin dışarı gelmesini sağlayan kanallarla ilgili problemlerde ise spermin toplandığı yerden yapılan aspirasyon ile sperm elde edilebilir.

Genetik inceleme:
Bazı durumlarda erkekte genetik tahlil yapılması gerekir.

Rahim kanallarını ve rahimin içini gösteren röntgen filmi (Histerosalpingografi):
Halk arasında ilaçlı rahim filmi olarak bilinen bu yöntem en sık kullandığımız yöntemdir.Tüplerin açık veya kapalı , rahimin içinde bir düzensizliğin var olup olmadığının belirlenmesi ,rahmin şekil bozukluklarını anlamak amacıyla kullanılan bir yöntemdir.

Laparoskopi (Karın içinin ışıklı bir boru sayesinde incelenmesi):
Bu yöntem karın içinin durumu , tüplerin açık olup olmadığı , yumurtalık ve tüp komşuluğunun durumunun tespit edilmesi ve yapışıklıklar , endometriosis gibi durumlarda ise aynı seansta tedavi yapma amacıyla kullanılır.

Histereskopi (Rahim içinin ışıklı bir boru sayesinde incelenmesi):
Rahim ağzından rahim boşluğuna sokulan bir ışıklı boru ile rahim içi incelenir.Rahim içindeki şekil bozuklukları , yapışıklıklar , polip ve myom gibi oluşumlar teşhis ve tedavi edilebilirler.

Hormonal tetkikler:
Adetin 2. veya 3. günü yapılan bazı hormon tetkikleri teşhis ve tedavinin yönlendirilmesi ve düzenlenmesi için gereklidir.Tiroid bezinin çalışması incelenebilir.Göğüsten süt gelmesine sebep olan prolaktin hormonu düzeyi belirlenebilir. Bazı durumlarda daha başka hormonal testlere ihtiyaç duyulabilir.

Kültür antibiyogram:
İnfeksiyon durumlarında tedavisi gereklidir.

Ultrasonografik inceleme:
Kadına yapılacak ultrasonografi ile yumurtalıklarının durumunu saptamak , rahim içi tabakasını değerlendirmek mümkündür.

Tüm teşhis yöntemlerinin sonuçlarının ışığında çift için en uygun tedavi aşamaları ve bunların nasıl gerçekleştireleceği saptanır.

Tedavi yöntemleri nelerdir?
Teşhis sonucunda bazen bir tek tedavi bazen de birkaç tedavinin aşamalarla uygulanması söz konusu olabilir.Yardımla Üreme Tedavi yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz;

Aşılama IVF- ICSI (Tüp Bebek)

Aşılama (Inseminasyon = Rahim içine kocanın sperminin verilmesi) nedir?
Kadında yumurtlamanın takibi, yumurtlamanın sağlanması ve yumurtlama gününde kocasından alınan spermin özel bir yöntemle yıkanıp iyi hareket eden spermlerin bir kanülle rahiminin içine verilmesidir. Bu yöntemin uygulanabilmesi için spermin bu işleme yeterli sayı ve hareketlilikte olması, tüplerin açık olması ve yumurtlamanın var olması gerekir. Sperm rahim içine verilerek rahim ağzı engelini aşması sağlanır. Spermin yumurtayı bulup döllemesi ve oluşan embriyo (Çocuğu meydana getirecek hücre)’nun rahim içine yuvalanması doğal yollarla gerçekleşir. Bu yöntemle gebelik oranı % 10-15 civarındadır. Çiftlerin durumuna göre belirlenecek aşılama sayısında gebelik elde edilememişse ileri tedavilere geçilmelidir.

IVF (Tüp Bebek) nedir?
Kelime anlamı döllenmenin vücut dışında (İn Vitro Fertilizasyon) gerçekleştirilmesidir. Bu yöntemde yumurtanın yanına belli sayıda sperm konur ve yumurtanın içine kendi kendine girerek döllenmeyi gerçekleştirmesi beklenir.IVF uygulanabilmesi için yeterli kalitede sperm ve yumurta bulunmalıdır . Aksi taktirde ICSI uygulanmasına karar verilmelidir. Son zamanlarda daha yüksek döllenme elde etmek amacıyla tüm vakalara ICSI uygulaması yapılmaktadır.Bizim tercihimiz IVF ‘ e karar verilen çiftlerde yumurta sayısı yeterli ise yarı yarıya IVF, ICSI uygulamaktır.

ICSI (Mikroinjeksiyon) nedir?

Spermin yumurtanın içine girip, döllenmeyi gerçekleştiremeyeceğine karar verilen durumlarda uygulanır. Yumurta toplandıktan bir süre sonra dışındaki hücrelerden temizlenir. Hazırlanan spermden bu işlem için özel olarak tasarlanmış mikropipetler yardımı ile seçilen tek bir sperm yumurtanın içine enjekte edilir. Sperm yapımının var olduğu fakat dışarıya gelmediği durumlarda ICSI için kullanılacak olan spermin elde ediliş yerine göre işleme TESA veya TESE adı verilir.

TESA (Testiküler Sperm Aspirasyonu) Nedir?
Spermleri testislerden dışarıya getiren kanalların tıkalı veya doğuştan olmaması halinde sperm elde etmek için kullanılan yöntemdir. Epididim denilen spermin toplandığı yerden iğne biyopsisi şeklinde elde edilir.

TESE (Testiküler Sperm Ekstraksiyonu) nedir?
Açık biyopsi ile alınan testis dokularının içerisinde sperm aranmasıdır.

Tedavide kullanılan ilaçlar nelerdir?
Tedavinin çeşitli aşamaları olup bu dönemlerde farklı ilaçlar kullanılmaktadır.

Baskılama tedavisinde kullanılanlar:
Lucrin, Suprefact, Suprecur, Decapeptyl.

Yan etkileri: Tüm tedavi boyunca kesilmeden kullanılır. Sıcak basması,terleme,sıkıntı hissi gibi etkileri görülebilir.Bunların hepsi geçicidir.

Stimülasyon Tedavisinde kullanılanlar:
Sadece FSH içerenler: Metrodin, Follegon, Gonal F, Puregon.

FSH ve LH içerenler: Pergonal, Humegon, Menogon.

Yan etkileri: Tek tek veya kombine olarak kullanılabilir. Başağrısı , memelerde hassasiyet yorgunluk yapabilir. Bunların hepsi geçici olup uzak dönemde de kanser yapıcı etkileri yoktur.

Yumurtanın olgunlaşması için gereken ilaçlar: Profasi 5000, Pregnyl 5000, Choragon 5000.

Yan Etkileri: Yan etkisi yoktur

Yumurta Toplama Aşamasından sonra kullanılan ilaçlar: Progestan capsül.

Yan etkileri: Kullanımına yumurta toplama işleminde başlanır ve gebelik testine kadar devam eder. Gebelik oluşursa ilk üç ay zarfında kullanılır. Memelerde hassasiyet yapar.

İlaçları kullanırken bunların dışında farklı bir durumla karşılaştığınızda lütfen sormaktan çekinmeyiniz. İlaçların son kullanma tarihini kontrol ediniz.

Tedaviye nasıl başlanır?
IVF veya ICSI programına girecek çiftlerin hazırlıkları yapıldıktan sonra çok sayıda yumurta elde etmek için özel tedaviler uygulanır. Tedavi devam ederken röntgen ışınlarından uzak durmak ve asla sigara içmemek gerekmektir.Çiftlerin değerlendirilmesi esnasında bu tedavinin hangi protokol ile yapılacağı belirlenir. Genellikle tercih edilen uzun protokol adı verilen ve bir adetin 21. günü başlayan tedavi yöntemidir. Adetin 21. günü yapılan ultrasonografi sonrası herhangi bir problem yoksa baskılayıcı tedaviye (Down Regülasyon) başlanır. Kısa protokol adını verdiğimiz diğer bir yöntem ise adetle beraber baskılayıcı ve çok sayıda yumurta üretici tedavinin birlikte başlatılmasıdır.

Baskılayıcı ilaçların etkisi ile hipofizden FSH ve LH hormonlarının salgılanması durdurulur. Bu sayede vücudun tek yumurta üretmesi engellenir. Bu etkinin tüm tedavi süresince devam edebilmesi için ilacın düzenli ve ara vermeden kullanılması gerekir.Yaklaşık 12- 14 gün sonunda adet başlayınca ilacın yeterli etkiyi yapıp yapmadığının belirlenmesi amacıyla ultrasonografi ve kanda E 2 hormonu tayini yapılır.

Ultrasonografide yumurtalıklarda herhangi bir kistin olup olmadığı, rahim içi tabakası kalınlığı tespit edilir.Ultrason kontrolünde ve E 2 ölçümünde bir problem yoksa çok sayıda yumurta meydana getirecek tedaviye (Stimülasyon) başlanır. Bu tedavi için uygulanacak ilacın seçimi, dozu hastanın yaşına, varsa daha önceki tedavide ürettiği yumurta sayısına, yumurtalıkların ultrason bulgularına göre ayarlanır. Kalçadan günlük dozlar halinde yapılan iğnelerle beraber baskılayıcı tedavide devam edilir. Bu tedaviye başlandıktan sonraki 4. veya 5. gün ultrasonografi kontrolüne çağırılır.

Bu ultrasonografi kontrolünde yumurta gelişimi yeterli ise doz aynı kalır, yetersiz ise doz artırılır,fazla ise doz azalır. Daha sonraki kontroller günaşırı veya hergün olmak üzere devam eder. Yumurtalar belli büyüklüğe ulaşıncaya kadar iğnelere devam edilir. İğnelerin yanlış uygulanması veya eksik alınması halinde beklenilen cevap alınamayacak ve tedavi iptal edilebilecektir. Yumurtalar belli büyüklüğe ulaşınca yumurta olgunlaştırıcı iğne yapılır.

Bu ilacın saati çok önemli olup yumurta toplama işlemi bu iğneden yaklaşık 35,5 saat sonra yapılır.İğnenin yanlış saatte yapılması veya hiç yapılmaması yumurta toplama işlemini imkansız kılacağı için tedavinin en önemli aşamalarından biridir. Bu iğne ile birlikte diğer kullanılan iğnelerede son verilir. Ertesi gün istirahatle geçirilir.Eşinizin cinsel ilişkisiz olacağı süre daha önceden size bildirilecektir.Bir sonraki gün ise yumurta toplama gerçekleşir.

Tedavinin iptal nedenleri nelerdir?
Belirlenen ilaç dozuna rağmen beklenen yumurta gelişiminin yeterli olmadığı durumlarda tedavi iptal edilir. Beklenen yumurta gelişimi herkese göre değişik olacaktır. Yapılacak toplantıda sonraki tedavinin nasıl olacağı kararlaştırılır. Tedavi protokolü veya ilaç dozu değiştirilir. Gereğinden fazla cevap alınmışsa (Hiperstimülasyon) bazen kişinin sağlığı için tedavi kesmek doğru olacaktır.

Yumurta toplama işlemi (Egg Collection) nasıldır?
Yumurta toplama işlemi stand by adı verilen hafif anestezi altında yapılır.Hasta aç olarak hastaneye gelmelidir.Ultrason probunun ucuna yerleştirilen özel bir alet içinden geçirilen iğne, yumurtalıklardaki her bir folliküle (içinde yumurayı barındıran içi sıvı dolu boşluklar) batırılarak, içindeki sıvı tüplere alınır. Aynı anda embriyolog tarafından değerlendirileren bu sıvının içinde yumurta olup olmadığına bakılır.Tüm folliküller boşaltılarak yumurta toplama işlemi sona erdirilir.

Folliküllerin yaklaşık % 90′ ından yumurta elde edilir. Bazen ultrasonografi ile görülen follikül sayısı kadar yumurta çıkmayabilir. Bazıları boş, bazıları ise henüz olgunlaşmamış olabilir. Yumurta toplama işleminden sonra bir süre uyku hali görülebilir. İki saat sonra gıda alınabilir. Aynı gün eşinizden de sperm alınacaktır.

Bir problem olmadığı taktirde bugünden itibaren kullanacağınız ilaçlarınız size söylenecek ve evinize taburcu edileceksiniz. Eve gittiğinizde karın ağrısı hissedebilirsiniz.Alabileceğiniz ağrı kesici size söylenecektir. Hafif bir vajinal kanama olabilir ve bir iki gün devam edebilir.

Embriyo oluşturma nasıl olur?
Yumurtalar toplandıktan sonra erkekten sperm alınır. Sperm ve yumurta laboratuarda hazırlanır. IVF ve ICSI için ayrı işlemler uygulanır. Bir gün sonra döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmediği kontrol edilir. Yumurtaların döllenme oranı üzerinde,gebe kalamama sebebinin çok büyük etkisi vardır . Fakat yaklaşık yumurtaların % 80 ‘inde döllenme olur. Bir sonraki gün döllenmiş olan yumurtaların bölünmeleri izlenir. Vakaların durumuna göre 2. 3. veya 5. gün transfer yapılır.

Asisted hatching nedir?
Yumurta zarının kalın olduğu veya ileri kadın yaşı vakalarında bazı embriyolarının zarının çeşitli yöntemler kullanarak inceltilmesi veya açılmasıdır. Bu işlem laser vasıtasıyla , kimyasal maddelerle veya mekanik olarak yapılabilir.

Embriyo transferi nasıl gerçekleşir?
Embriyo transferinin hangi gün ve saatte yapılacağı hastaya bildirilir.Embriyo transferi jinekolojik muayene gibi ağrısız bir işlemdir.Özel kateterlerle embriyolar rahim içine yerleştirilir. Transferden sonra yarım saat istirahat etmek yeterlidir.Bir sonraki gün normal yaşantınıza devam edebilirsiniz. Sadece ağır ve zorlayıcı hareketlerden sakınmanız uygun olur.

Verilecek embriyo sayısına etki eden pek çok faktör vardır.Sayı belirlenirken sizinle detaylı olarak görüşülecektir.Embriyo sayısının fazla olması çoğul gebelik ihtimalini artırır.Çoğul gebeliklerde komplikasyon oranı tek gebeliklere göre daha fazladır.Üçüz ve daha fazla gebeliklerde redüksiyon uygulaması önerilir.

Embriyo dondurma (embriyo freezing) işlemi nasıldır?
Bazı vakalarda yumurta sayısına da bağlı olarak çok sayıda embriyo gelişir. Transferden sonra elimizde yeterli kalite ve sayıda embriyo kalmış ise embriyo dondurma (Embriyo Freezing) işlemi yapılabilir. Bakanlığın izni dâhilinde 3 yıl saklanabilmektedir. Eşlerden birinin ölümü, boşanma veya eşlerin berberce isteği doğrultusunda imha edilirler.

Dondurulan embriyolar sayesinde çiftler, gebelik olmamışsa veya ikinci bir gebelik isteğinde embriyoları çözülerek tüp bebek girişimi kadar pahalı olmayan bir yöntemle bir gebe kalma şansı daha elde edebilmektedir. Gebe kalma oranı dondurulmuş embriyo transferinde daha düşüktür.

Gebelik olursa
Gebeliğin tespiti için kanda gebelik testi adı verdiğimiz beta hCG ölçümü 12 gün sonra yapılır. Testin pozitif olması gebeliğin var olduğunu gösterir. Gebelik, erken dönemde testten iki hafta sonra ultrasonografik olarak rahim içinde bir kese halinde görülür. Görülmediği takdirde gebelikte bir sorun olabileceği gibi az bir ihtimalde olsa tüpleri açık olan kadınlarda dış gebelik düşünülmelidir. Gebelik keselerinin sayısına göre çoğul olup olmadığı saptanır. Daha sonraki kontrolde kalp atımı görülür.

Gebeliğin ilk üç ayında progesteron takviyesi için kullanılan ilaca devam edilecektir. Düşük yapma oranı doğal yollarla gebe kalan kadınlardan daha farklı olmayıp % 20 civarındadır. Gebelik takibi esnasında genetik danışmanlık önerilir.

Gebelik olmazsa
Bu asla dünyanın sonu değildir. Büyük bir hayal kırıklığı olması doğaldır. Gebelik oluşmadığında bir sonraki tedavinin nasıl ve ne zaman olacağı söylenecektir.Önemli olan sizin için yapılacak tedavilerin tükenmemiş olmasıdır. 2 – 3 ay ara verildikten sonra yeni bir deneme yapılabilir.

Psikolojik destek
Çocuk sahibi olamama çiftlerde hem ailevi hem çevresel baskılara neden olur. Tüp bebek tedavisi esnasında bu psikolojik sorunlar daha da su yüzüne çıkabilir. Psikolojik yardım almaktan çekinmemelisiniz. Eşlerin birbirine desteği de sorunların daha çabuk ve kolay aşılmasını sağlar. Çocuk olmaması asla bir kusur veya eksiklik değildir.Dünyada tek olmadığınız gibi ne ilk ne de son olacaksınız.

Yanlışlar ve doğruları
Tedaviye giren her kadında gebelik olmaz. Her çiftin gebe kalma oranı kadının yaşına, spermin durumuna, oluşan embriyo kalitesine göre farklıdır.

Tedavide kullanılan ilaçlar sonra kansere sebep olmaz. Tüp bebek uygulamalarının başladığı tarihten bugüne kadar yapılan tüm araştırmalarda ilaçların kanser oranını artırmadığı tespit edilmiştir.

İstenilen cinsiyette çocuk yaptıramazsınız. Tıbbi olarak mümkün olmakla beraber etik ve yasal olarak tıbbi bir gereklilik olmadığı sürece tüm dünyada yasaktır.

Tüp bebekle olan çocukların anormal oranı yüksek değildir. Normal yolla olan bebeklerdeki anormal oranı ile aynıdır.

Düşük yapma oranı fazla değildir. Düşük yapma oranı normal yolla oluşmuş gebeliklerle aynıdır. Fakat ağır erkek faktörü olan çiftlerde ve kadın yaşının ileri olduğu durumlarda bu oran artmaktadır.

Gebelik, Kadınca kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Akatlar Beko Servisi

Akatlar Beko Servisi olarak, tüm Beko marka beyaz eşyalarınızın tamir, bakım ve onarım işlerini deneyimli ve uzman kadrosu ile garantili olarak yapmaktayız. Sitemize http://www.akatlarbekoservisi.net/ Adresinden ulaşabilirsiniz.

Akatlar Beko Klima Servisi, tüm beko marka klimalarınızın tamir, bakım ve onarımını deneyimli teknik servis elemanları ile 1 yıl garantili olarak yapmaktadır.

Akatlar Beko Servisi, deneyimli ve profosyonel ekibi ile Akatlar bölgesinde Beko Servisi, konusunda sabah 09:00dan akşam 22:00a kadar hizmet vermektedir. Size bir telefon kadar yakınız Servisimizi arayarak ürününüzün bakım tamir ve teknik destek hizmetini alabilirsiniz. Akatlar Beko Servisi.

Servisler kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

BEBEK KORDON SORUNLARI

Kordon Düğümlenmesi
Göbek kordonunu, boşlukta sıvı içersinde sallanan elastik bir boru gibi hareket ediyor.Bebeğin hareketiyle bu kordonun herhangi bir yerinden düğümlenmesi ise “kordonda gerçek düğüm” olarak adlandırılıyor. Bazı bebekler göbek kordonlarında gerçek bir düğüm ile doğabiliyorlar. Ortalama %1 oranında rastlanan bu durum sonucu kordondaki kan akımının azalması bebeğin yaşamını tehlikeye sokabiliyor.
Bir de “kordonda yalancı düğüm” denen bir durum var ki; bu durum kordon içindeki damarların varis benzeri genişlemelerine deniyor. Burada, kordon belirli bir bölgede o kadar çok kıvrılmış oluyor ki, adeta bir düğüm gibi görülüyor. Bunun nedeni damarlardan birinin daha uzun olması olarak açıklanıyor. Bu damar kendi boyunu kordonun boyuna uydurmak için kıvrılıyor ve düğüm şeklinde bir görüntü alıyor.
Yalancı düğümler genellikle bir sorun yaratmazken, kordonda gerçek düğüm %6 ya varan bebek kayıplarına neden olabiliyor. Özellikle tek amniyotik kese içinde olan tek yumurta ikizlerinde gerçek düğümlere daha çok rastlanıyor.
Gerçek düğümler çoğu zaman ultrasonda saptanamıyor. Ultrason sırasında bebeğin kalp atım hızında azalma saptandığında, kordon düğümlenmesi olasılığı düşünülmekle beraber (kordonla ilgili diğer anomaliler de benzeri bulgulara neden olabildiği için) kesin tanı konamıyor. Kesin tanı genelde doğum sırasında konuyor. Buna rağmen ultrasonda kordonda düğüm olasılığı saptandığında, doğumun mutlaka sezaryenle gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Kordon Sıkışması
Göbek kordonunun bebeğin kol ve bacakları arasına ya da bebekle plasenta arasında sıkışması ve rahatça hareket edememesi, kordon sıkışması olarak adlandırılıyor. Bu duruma normal durumlarda sık rastlanıyor. Özellikle kordonun kısa olduğu boyuna dolandığı yada üzerinde gerçek düğüm olan olgularda daha sık görülüyor. Amniyon sıvısının az olması ya da bebeğin iri olması da kordon sıkışması açısından risk grubu oluşturuyor.

bebek Kordon Düğümlenmesi

Normalde bebeğin kalp atım hızı dakikada 120-160 arasında değişiyor. Hızın dakikada 100 atımın altına düştüğü ve birkaç dakika içinde normale dönmediği durumlarda bazı önlemler almak gerekiyor. Anne adayının sol yanına döndürülüp oksijen verilmesi bunlardan biri. Genelde bebekler bu durumdan kolayca kurtuluyor. Ama yine de bebeği riske atmamak işçin sezaryen en uygun doğum yöntemi olarak görülüyor.

Kısa Kordon
Göbek kordonunun boyu 35 cm den kısa ise “kordon kısalığı” söz konusu oluyor. Bu durum bebeğin doğum kanalına inişini engelleyebildiği gibi doğum kanalından geçişini de geciktirebiliyor. Kısa kordon, doğumun gecikmesine yol açarak bebeğin yaşamını tehlikeye sokabildiğinden çoğu doğumda acil sezaryene gidiliyor. Göbek kordonu kısalığı, ayrıca plasentanın erken ayrılmasına da neden olabiliyor ki; bu erken doğum riskini yükselttiği anlamına geliyor.

Kordonun plasentaya girişinde görülen anomaliler
Göbek kordonu genellikle plesantaya ortadan bağlıdır. Eğer plesantaya ortadan bağlı değilse marjinal plesantadan söz ediliyor. Bu tekiz gebeliklerde% 1 oranında görülürken, çoğul gebeliklerde daha sık rastlanıyor. Su kesesi açıldığında başlayan ani kanama ile belirti verebilen bu sorunla karşılaşıldığında, kanın fetus kaynaklı olduğu saptanırsa acil doğuma gidilmesi gerekiyor. Bu anomaliyi ultrason ile saptamak genellikle olanaklı olmuyor. Eğer saptanabildiyse, doğumun kesinlikle sezaryen ile yapılması gerekiyor. Durumun normal doğumda fark edilmesi halinde ise bebeklerin yaklaşık yarısı kaybediliyor.

Kordonda Tek Arter Varlığı
Normalde göbek kordonu içinde iki atardamar ve bir toplar damar olması gerekiyor.
Bu damarlar ”wharton jeli” olarak adlandırılan özel bir destek maddesi içerisinde yer alıyorlar. En dış bölümde ise amnios ve koryon zarları bulunuyor.
Göbek kordonunda tek arter varlığı ise tüm gebelerde % 1 oranında rastlanan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Tekiz bebeklerin % 1 inde ikizlerde ise % 5 (en az bir bebekte) tek umbilikal arter bulunabiliyor. Solda ki arterin eksikliğine daha fazla rastlanıyor.
Göbek kordonu içindeki damarlar ultrason ilşe net bir biçimde görülebiliyor. Rutin incelemelerde sadece bir büyük bir küçük olmak üzere iki damar görülmesi ile tanı konuyor. Tek arter varlığında, fetusta bir anomali olması ihtimali oldukça yüksek. Bu anomaliler genelde idrar yolları ve kalple ilgili oluyor. Ayrıca istatistiklerde göbek kordonunda tek atardamarı olan bebeklerin % 25 –30 genetik sorunları olduğu bildiriliyor. Bu nedenle doğum sonrası bu bebeklerin ayrıntılı incelenmesi ve takibi gerekiyor.

Kordon Kisti
Kordon kistlerine hamileliklerin % 3 de rastlanıyor. Kordonun boyunca herhangi bir bölgede ve damarların arasında olan bu kistler düzensiz şekilli yapılar olarak karşımıza çıkıyor.
Kordon kistleri gerçek kist ya da yabancı kist olarak ikiye ayrılıyor. Yalancı kistler 6 cm büyüklüğe ulaşabiliyor ve wanrthon jelinin sıvılaşması sonucu oluşuyorlar gerçek kist varlığında ise fetusta bir takım yapısal anomalilerin olup olmadığının araştırılması gerekiyor.
Kistler kendiliğinden kaybolabiliyorlar. Gerçek yada yalancı olsun kist varlığında fetusta % 20 yapısal ya da kromozonal anomali olabiliyor. Kist ne kadar uzun süre kaybolmadan kalırsa anomali bulunma riski de o derece yüksek oluyor.
Kaybolmayan kist varlığında amniyosentez ya da kordosentez yapılması ve kromozomsal bir bozukluk olmadığının saptanması gerekiyor. Büyük kistlerin olması durumunda ise bebeğin akciğer olgunlaşması sağlanır sağlanmaz doğumun gerçekleştirilmesi yaşamsal önem taşıyor.

Gebelik, Kadınca kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

GEBELİKTE KAN UYUŞMAZLIĞI

Gebelikte kan uyuşmazlığı; anne kan grubunun Rh(-), baba kan grubunun ise Rh(+) olduğu durumlarda meydana gelir.Rh uygunsuzluğu da denilen bu durumun olması bebekte her zaman problem olacağı anlamına gelmez. Problem oluşması için öncelikle bebek kan grubunun Rh(+) olması, gebelik veya doğum sırasında bebek kanının anne kanına karışması ve bu durumda yabancı bir kan grubu ile karşılaşan annenin bağışıklık sisteminin devreye girip yabancı kana karşı antikor üretmesi gerekir. Antikorlar antijeni ortadan kaldırmak için vücut tarafından oluşturulan silahlardır. Daha önceden yanlış kan nakli veya düşük gibi durumlarla vücut tarafından antikor oluşmadığı takdirde genellikle ilk gebeliklerde bebekte problem olmaz. Çünkü uyarılma olup antikor oluşuncaya kadar gebelik sonlanır. Çoğunlukla da uyarılma doğumda bebekten anneye kan geçişi ile olur. Doğumdan sonra bu uyarılma önlenemezse daha sonraki gebeliklerde vücut bu yabancı kanı görünce hatırlar ve hemen savunma silahını devreye sokarak bebek kan hücrelerini tahrip etmeye başlar.

Kan grupları temel olarak A ve B adı verilen iki grubun varlığı ya da yokluğuna göre belirlenir. Her birey A,B, AB ve 0 gruplarından birine sahiptir. Kan grupları,kırmızı kan hücrelerinin üzerinde bulunan antijenlere göre belirlenip adlandırılır. Antijenler, savunma sistemini harekete geçiren proteinlerdir. A grubu sadece A antijenlerine, B grubu sadece B antijenlerine,AB grubu ise her iki (A ve B ) antijene sahiptir.”0″ grubunda ise ne A ne de B antijeni bulunmaktadır. Ardından Rh faktörünün varlığı ve yokluğuna göre de alt sınıflara ayrılır. Eğer kanınızda Rh antijeni yoksa Rh negatif (-) , Rh antijeni varsa Rh pozitif (+) olarak tanımlanırsınız.İnsanların % 85′inden fazlası Rh pozitifdir. Doğum öncesi takipte annenin kan grubunun bilinmesi gereklidir.

Rh uygunsuzluğu varlığında eğer bebek de pozitif ise doğum esnasında anne kanı ile bebeğin kanı temas eder ve anne kanına Rh faktörü geçer. Anne buna anti Rh(antikor) üreterek cevap verir. Bir sonraki bebek eğer Rh (+) olur ise annenin oluşturduğu antikorlar ikinci gebelikte, bebek dolaşımına çocuk eşinden (plasenta) geçerek kan hücrelerini öldürmeye başlar. Geçen antikor miktarı ile doğru orantılı olarak , bebekte anne karnında iken, kansızlık yani anemi gelişir. Buna bağlı olarak ultrasonda bebekte hidrops adı verilen vücut boşluklarında sıvı birikmesi durum tespit edilir. Bebekteki anemi sonucu kalp yetmezliği ve hidrops tablosunun nedenidir. Hastalığın şiddetine ve yok edilen kan hücrelerinin miktarına bağlı olarak bebekte anne karnında ölüm de dahil olmak üzere bir çok sorun görülür. Annenin bağışıklık sistemi bir kez antikor üretmeye başladıktan sonra artık geri dönüşüm yoktur. Önemli olan vücut antikor üretmeden devreye girebilmektir.

Amniyosentez – Kordosentez, düşük, dış gebelik, yanlış kan nakli,gebelik sırasında görülen fazla miktarda kanamalar sonucunda da anne ve bebek kanı doğumdan önce de temas edebilir.

Bazen Rh(-) bir kadına hata ile Rh(+) kan verilebilir. Bu durumda ortada gebelik yokken bile kadının kanında anti-Rh antikorlar bulunabilir ve ilk bebek uygunsuzluktan etkilenebilir.

gebelikte kan uyuşmazligi

Bu yüzden Rh (-) olan her anne, gebeliğin hemen başında anti-Rh antikorlar açısından araştırılmalıdır. İNDİREKT COOMBS TESTİ denilen bu test ile gebe kanında dolaşan hücrelere fikse olmamış antikorlar saptanır. DİREKT COOMBS testi ise bebeğin kanına bakılarak tespit edilir. Bu nedenle gebeliğin başında, gebeliğin ortalarında ve sonlarına doğru annede indirekt coombs testi bakılarak, annenin Rh uygunsuzluğundan etkilenip etkilenmediği araştırılır.

Tedavi
Kan uyuşmazlığında amaç annenin Rh pozitiflere karşı antikor oluşturmasını engellemektir. Bu tür bir hastalıktan kurtulmanın temel kuralı korunma olduğundan aşağıdaki kurallara uyulmalıdır:

Gebeliğin başında eşlerin kan grupları tespit edilmelidir.
Eğer Rh uyuşmazlığı varsa indirekt coombs testi uygun aralıklarla tekrarlanmalıdır.

İlk gebelikte 28.haftada erken korunma iğnesi (Rh hiperimmün globulin=anti-D) yapılabilir.

Doğumdan sonra bebek kan grubu Rh pozitif bulunursa; sonraki bebekleri korumak için antikor üretimini engelleyecek anti-D enjeksiyonu 72 saat içinde yaptırılmalıdır. Eğer anne duyarlı hale gelmişse bebek risk altındadır.Gebelik ilerledikçe; kandaki antikor düzeyleri kontrol edilir.Eğer yüksek düzeylere çıkarsa, özel testlerle bebeğin sağlığı mutlaka bir perinatoloji kliniğinde takip edilmeli ve uygun tedavi yapılmalıdır.

Düşüklerde gebelik 3 aydan büyükse anti-D uygulaması tam doz yapılmalıdır. İlk 3 ay içinde 6-8 haftadan sonra ceninde kırmızı kan hücreleri oluşmaya başladığından düşük doz anti-D (koruyucu iğne) yapılması uygun olur.
Kürtajlarda anti-D müdahaleden önce uygulanmalı, operasyon mümkünse vakum ile yapılmalıdır.

Benzer şekilde dış gebelikde de müdahaleden hemen sonra anti-D yapılmalıdır.
Tanısal amaçlı girişimler olan amniyosentez, kordosentez, CVS gibi işlemler sonrasında anti-D yapılması gebeliğin sağlıklı devamı açısından son derece önemlidir.

Gebelik, Kadınca kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ANNE KARNINDA BEBEĞİN SUYUNUN AZALMASI

Anne karnındaki bebek (fetus), amniyon sıvısı adı verilen bir sıvı içinde bulunur. Bu sıvı, rahim içindeki bebeği dışarıdan gelecek travmalara karşı koruduğu gibi, bebeğin büyümesi ve gelişmesine de olanak sağlar.

Oligohidramniyos amniyon (rahim içi) sıvısı miktarının 500 ml.’den az olması durumudur.

Oligohidramniyos nedenleri şunlardır:

Bebekte böbrek yokluğu (birinin veya her ikisinin)
İdrar yollarında tıkanıklık oluşturan durumlar
Fetüse ait bazı anomaliler
Zarların erken yırtılması
Gün aşımı
Plasentada fonksiyon bozuklukları
İntrauterin gelişme geriliği

ANNE KARNINDA BEBEĞİN SUYUNUN AZALMASI

Oligohidramniyos saptandığında, gebeliğin son ayında ise veya gün aşımı varsa bebek doğurtulur. Daha erken dönemde görülürse ve bebekte bir anomali saptanmamışsa, amniyoinfüzyon yöntemiyle amniyon boşluğuna sıvı verilmesi uygulanabilir. Amniyoinfüzyon yöntemi her zaman başarılı olamamakta ve erken doğum engellenemeyebilmektedir.

Gebelik, Kadınca kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın